13 Aralık 2013 Cuma

Kaos

Aslında ne yazacağımı bilmiyorum. O yüzden başlığı en son yazacağım. An itibariyle Tombi de Lokum da uyuyor. Tombi'nin garantili bir uykusu var, genelde en az 2 saat uyuyor. Lokum ise sürprizlerle dolu, yatıp bir saat de uyuyabilir, 30 saniye sonra ağlayabilir de. Ne olur uyusunlar şöyle mışıl mışıl. Anne kişisinin de biraz nefes almaya ihtiyacı var. 

Aslında nefes almaktan öte kilo vermeye ihtiyacım var. Şöyle ne bileyim bir anda, mesela bir haftada, 2 kilo versem, gaza geleceğim ve kilo kayıbm hızlanacak ama olmuyor bu sefer. Tombi'nin doğumundan sonra diyetisyen marifetiyle süper hızlı vermiştim kilolaları. Bu sefer ise hem motivasyonum hiç yok hem de hiç durmadan tatlı yiyorum. Sigara bağımlılığımdan sonra bir de şeker bağımlılığı çıktı başıma. Niye bu kadar bağımlı bir yapım var Allah'ım? 

Gündüz bir melek gibiyim aslında. Doğru düzgün besleniyorum, abur cubur yemiyorum, hatta salata filan yiyorum. Çocukları uyuttuktan sonra ise içimdeki Şeker Adam ortaya çıkıyor. Genelde Garmin'e sipariş verdiğim ve Garmin'in eve gizlice soktuğu (hem çocuklardan hem annemden) renkli badem şekerlerini katur kutur yiyorum. Başka birşey yiyesim yok tatlı olarak, illa bu şekerler ve her akşam ortalama 200 gr tüketiyorum. Garmin yemek isterse filan acayip bozuluyorum ve ertesi akşam için 300 gr şeker almasını istiyorum. Valla sabırlı adam, başkası olsa "Başlatma şekerine!" derdi. 

Doğum sonrası çok şekerli yaşamımda 2 kere diyet girişimim oldu. İlkinde bir diyetisyene gittim, daha önce de gittiğim ve sevmediğim bir diyetisyendi ama eve yakın diye bir şans daha verdim kendisine. Yok yine sevmedim. Verdiğim 1.5 kiloyu geri aldım. Sonra gaza gelip kendim diyet yaptım. İlk haftanın sonunda hiç kilo vermediğimi görünce çok bozuldum ve yediğim şeker miktarını arttırdım. Tombi'yi doğurduktan sonra gittiğim diyetisyene gideyim dedim, pahalı bir diyetisyen olduğu için ablama başvurdum, ilkini de o öedemişti doğum hediyesi olaraktan. Fakat burada atladığım şey, ablamın geçtiğimiz 2 yılda değiştiğiydi. Bana diyetisyenin (bu noktada yanlışlıkla bilgisayarın kamerası açıldı, kendimden korktum, valla çok şişmişim yaaaa) parasını veremeyeceğini, herkesin hayatta herşey için bir bedel ödemesi gerektiğini, bana bu parayı verirse zaten verdiğim kilolaların bedel ödemediğim için kalıcı olamayacağını filan söyledi. Bozulduğumu hiç belli etmeden, "Evet ya, haklısın," dedim. Ama fena halde bozuldum. Ve onun bana yıllardır verdiği paralara ve onun parası olmasına sinir oldum. Gurur yapıp bir daha para istemeyeyim dedim ama bir kere eve gelen yardımcının parasını o veriyor, karışık hikaye, anlatması zor. Bu sefer annem, "O diyetisyene gitsene, veremiyorsun bu kiloları," dedi. Ben de "Yok ya neyime benim o diyetisyen, param yok pulum yok," dedim. Annem "Ben veririm," dedi ama anneme de en az ablam kadar sinir olduğum için, "Yok dedim". Ve tüm bunların siniriyle daha çok yedim. Yine de o diyetisyene gitmeyi kafaya taktığım için, sonunda bebek için gelen altınların bir kısmını bozdurmaya karar verdim. Bir kere bence bebeğe değil anneye hediye gelmesi gerek bu süreçte, 9 ay karnında taşı, aylarca emzir, uykusuz kal. Yani altınları bozduracağım için hiç vicdan azabı duymuyorum. Gelecek Salı gideceğim diyetisyene, umarım yine hızla kilo veririm ve umarım şu şeker tutkumdan kurtulurum. 

Suçlu Şekerler


Ablama kızıyor olsam da aslında kendime kızıyorum, kazık kadar kadın (ben) niye hala annemden ve ablamdan para alıyorum? Neden Garmin'in geliri paralelinde yaşamıyorum. Neden annem ve ablamla bu kadar içiçe yaşıyorum? Keşke onlar ya da biz başka şehirde yaşasaydık. Hele annemin bizim evdeki varlığına hiç tahammülüm yok. Herşeye maydonoz. 'Eeee gelmesin o zaman' diyebilirsiniz, o da olmuyor, biri 25 aylık, biri 2,5 aylık çocuklara evde yardımcı olmasına rağmen tek başıma bakamıyorum, yoruluyorum. Aslında bütün kaosu ben yaratıyorum. Otur bak çocuklarına kendin, yardımcı filan da alma. Ama beceremiyorum işte, çocuklara mı bakılacak, yemek mi yapılacak, nasıl olacak? Yapanlar var biliyorum. Yok benim için en iyi çare, annemden ve ablamdan başka bir şehre hatta ülkeye taşınmak. 

Bir de ablamla bu halimiz, iyi anlaşır gibi görünmemiz, ama aslında benim ondan şu sıralar pek hazzetmemem çocuklarımdan biri erkek biri kız olduğu için şükretmeme neden oldu. İki kızkardeşin cıvık, sürekli dipdibe yakınlıklarından daha iyi bir erkek bir kız kardeş. Akşam da sevgili kocasıyla bize gelecekler. Katmerli kabus; onlar geliyor diye annem de yemeğe kalır. Çocukları uyut, onlara sempatik sempatik gülümse, kocası meyve tutkunu diye akşamın köründe meyve ye (akşam yemeğinden sonra böyle tabak tabak meyve yiyenleri hiç anlamam), uykusuz kal. Halbuki benim her akşam için mükemmel planım belli, badem şekerleri eşliğinde 2 bölüm Friends izle. 

Allah'ım en azından bir süreliğine Friends'deki karakterlerden biri olmayı öyle isterdim ki. Yalnız hangisi olacağıma bir türlü karar veremedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder