5 Temmuz 2021 Pazartesi

Son 6 Ay

Hava sıcak, dal kıpırdamıyor. Lokum ve bir arkadaşı salonda böğürerek bir oyun oynuyor. Tombi balkonda karşıma oturmuş, benim resmimi çizmeye çalışıyor. Çocuklar sıkılıyor, ben sıkılıyorum. Her şehirde, her evde sıkılıyorum, ne yapsam sıkılıyorum, genel olarak sıkılıyorum. Geçen sene kiraladığımız ve ardından annemin satın aldığı yazlıktayız; annem, ben, Tombi ve Lokum. Garmin işsel bir seyahatte, ablam çok şükür Cuma günü İstanbul'a geri döndü hava çok sıcak diye. Çok da iyi oldu çünkü şahane bir kavga ettik, ki biz kavga etmeyiz çünkü ben hep alttan alırım...Annem ve ablam ile kavga ettim aslında, sebebini anlatması uzun, kavganın kısa özeti yıllardır benim onlara bağımlı yaşamam ve onların kuklası olmam. Ahhhh tekrar üniversite okuyacağım diye işi bıraktığım o güne lanet olsun! Neyse annemle minimumda konuşuyoruz, ablam gelirse de tekrar buraya, onunla da minimumda konuşmayı hedefliyorum. Ve bir an evvel annem ve ablamla beraber yaşama halinden kurtulabilmemiz için dua ediyorum. Dua ediyorum çünkü başka çare aklıma gelmiyor. Kendime ait param ve evim olsaydı, bir de şehirlerarası araba kullanma konusunda iyi olsaydım, kavga ettiğimiz gece çocukları alır basar giderdim. Fakat o kadar eziğim ki kavga edip oturmaya devam ediyorum çünkü gidebileceğim kendime ait bir yer yok. Cuma günü itibariyle dünyada 44 yılımı tamamladım ve tek hissettiğim hüzün, hayal kırıklığı, başarısızlık, yetersizlik...Çok sinir bozucu.


Yazlığa Çarşamba akşamı geldik ve o günden beri kitap okuyorum ve dizi izliyorum. Allah'tan okuduğum kitap da, izlediğim dizi de çok iyi. Aslında yoga yapmam lazım her gün çünkü yoga eğitmeni olma macerasına girdim (an itibariyle yoga eğitmeni olabileceğimi de düşünmüyorum) ama ben her gün yoga yapmak yerine okuyorum, izliyorum ve yiyorum. Bu arada elimdeki parayı da saçma sapan şekillerde harcıyor sonra da ne halt edeceğimi düşünüyorum. Gerçekten tam bir başarısızlık ve saçma kararlar anıtıyım. Son 6 ayın özetini yazacaktım ama nedense bunları yazdım. Ben en iyisi son 6 ayın özeti yerine başarısızlık anıtı olunmaması için neler yapılması gerektiğini yazayım sonraki nesiller için...Son 6 ayın özeti ise kısaca online okul, yemek, temizlik, yoga dersleri, bazen iyi hissetmek, genelde kötü hissetmek, zayıflamak için çeşit çeşit diyetisyene ve spor hocasına ödeme yapmak ve başarıya ulaşamamak, dönemsel olarak annemle ve Garmin'le küsmek, ablam da dahil üçüne de sinir olmak, kötü alışkanlıklarımdan en mühimini bırakmak (henüz 2 ay oldu) fakat her gün bırakmasam nolur ya diye düşünmek, hayallerimdeki evin hayalini kurmak, İstanbul'da ablamın evinde sadece kendi giysilerimizi götürdüğümüz bir sistemde yaşamak ve hiçbir yeri ev gibi hissetmemek...


Şimdi gelecek nesillere tavsiyelere gelelim; ne iş yaparak para kazanacağınızı iyi düşünün, aceleye getirilmiş bir karar olmasın bu. Bence 17-18 yaşında üniversitede hangi bölümü okuyacağına, dolayısıyla hangi işi yaparak para kazanacağına karar vermek için çok erken. Neden mi? Çünkü hayatla ilgili hiçbir tecrüben yok, kim olduğunu tam olarak bilmiyorsun, hayatı bilmiyorsun. Bence şöyle 3-4 sene bir yerlerde çalışıp, belki biraz gezilip, para kazanılıp sonra karar verilmeli ne iş yapacağına. Ben ne iş yapmak istediğimi bulduğumda neredeyse 28 yaşındaydım, okulunu okudum ama çok geçti yaş olarak. Evet iş önemli, para kazanmak önemli çünkü para kazanmak demek bağımsız olmak, istediğin hayatı yaşamak demek. Ben hep az para kazandım ve para harcamayı da sevdiğim için önce annemlere sonra da Garmin'e bağımlı oldum hep. Para kazanmayı hiç bırakmamak lazım. Para kazanmayı başardıysan, para da biriktirmelisin. İlla kenarda bir birikimin olmalı. Birikim de kimseye muhtaç olmamak ve bağımsızlık için. İşsiz kaldın diyelim, ailenin evine dönme diye. Bak  benim içim nasıl şişiyor annemle ve ablamla geçen günler yüzünden. İşin iyi, para da biriktiriyorsun, evlenmek istiyorsun; çok klasik olacak ama saatlerce sohbet edebileceğin, seni ve fikirlerini destekleyen, aynı şeyleri yapmaktan zevk aldığın, sarılmayı hep seveceğin, hayat görüşüyle seni sinir etmeyen, ailesine ruhsal ve fiziksel olarak yapışık olmayan, işbölümünün anlamını bilen, kadın işi erkek işi ayrımı yapmayan, kendiyle barışık biriyle evlen. Evlendin ve çocuk sahibi olacaksın diyelim; sakın çocuğa benim annem ya da onun annesi bakar deme, onlara yakın evlere taşınma. Çocuk doğuracaksan, önce bakıcı parasını biriktir, hayatını maddi manevi çocuk için hazırla, anana babana güvenme. Ailen çocuğunuzla arada oynasın, parka gitsin ama sürekli onlara bakmasın çünkü bu durumda siz sinir hastası oluyorsunuz annenize laf anlatayım derken. Çocuğunuzla ilgili kararları kocanla al, kimseye sorma. Para biriktirmek, kendine yetmek için basit yaşa, az eşyan, az giysin olsun çünkü sonra hepsi başa bela. Mesela dolaplar dolusu giysi mutluluk getirmiyor ama para götürüyor, kesin bilgi. Daldan dala yazdım klasik olarak ama özetleyecek olursak; PARA KAZAN, KAZANDIĞIN PARAYI BİRİKTİR, PILI PIRTIYA, EŞYAYA PARA HARCAMA, ÇOCUĞUNUN SORUMLULUĞUNU AL, BAĞIMSIZ OL.....

27 Ocak 2021 Çarşamba

23 Haziran'dan Bugüne

 23 Haziran'dan bugüne koskoca 7 ay geçmiş ve neler neler değişmiş hayatımda. Buraya tam anlamıyla kırk yılda bir yazıyorum ama geçmişte yazdıklarımı iyi ki yazmışım diyorum arada okudukça çünkü insan unutuyor maalesef yaşadıklarını. Mesela geçen hafta lisede yazdığım günlükleri buldum ve inanamadım  okuduklarıma. Ne kadar mutsuz, yalnız bir genç kızmışım. Halbuki 40'lı yaşlarımda lise yıllarımı hiç de o kadar dramatik hatırlamıyorum. Çok acayip!


Neyse gelelim 7 ayın özetine. Haziran ortasında Türkiye'ye gelirken, buraya sadece tatile geliyor olmanın mutluluğu içerisindeydim. 2-3 ay tatil yapacak sonra yine geri dönecektik. Ve her yaz olduğu gibi döneceğimiz günleri sayarak ve orada annem ve ablam olmadan ne kadar rahat yaşadığımı düşünerek, kendime ve buradaki hayatıma tahammül ediyordum. Ağustos sonu dönecektim, çocuklar okula gittiğinde Starbucks'ta kahvemi içip kitabımı okuyacaktım, akşamları kanepede uzanıp dondurma yiyerek dizi izleyecektim... Neyse bir Ağustos sabahı Özer'den gelen telefonla işsiz kaldığını ve geri dönmeyeceğimizi öğrendim. İşsiz kalmak yeterince kötü, bir de üstüne ülke değişikliği, çocukların okul değişikliği, hayat tarzı değişikliği...Çok şükür maddi manevi idare ettik ama içim gerçekten şişti artık. Maalesef Garmin hala iş bulamadı, çocuklar hala evden online eğitime devam ediyor, hala çıldırmamış olmaları bir mucize, annem biz İstanbul dışında kaldığımız için bizimle kalıyor, burası Corona bağlamında daha rahat diye, ablam da her hafta mutlaka bir set gelip kalıyor, yine hafta sonu sokağa çıkma yasakları sebebiyle ve ev kalabalık bir tımarhaneye dönüşüyor. Bir kere oturup bir köşede kitap okumak mümkün değil çünkü her köşede bir insan var. Hadi diyelim boş bir köşe buldun, bu seferde mutlaka yapılması gereken bir iş var! Bulaşık makinesi boşaltılmalı, makineye çamaşır atılmalı, çocukların ödevleri, oyunları, pişirilmesi gereken yemekler, evin temizlenmesi gerekliliği... Ya da akşam bir dizi izlemek istedim diyelim, annem ya abuk sabuk yorumlar yapıyor ya hiç durmadan konuşuyor, ya da aptalca birşeye sinirleniyor. Kısaca yalnız ve huzur içinde kalmak imkansız. Bir de hangi akla hizmetse bugün başlayacak bir online yoga programına yazıldım. Acaba akşam 19.15'te nerede ve nasıl kendi kendime yoga yapacağım? Ya annem bir anda odaya girer, çocuklar ya kavga eder ya acıkır, Garmin'in trip yapacağı tutar vb vb. Amma şikayet ettim! Konuşacak kimse de yok burada, arkadaş yok, sosyalleşme yok, yasaklardan dolayı bazılarımız için hiçbir şey yok. 

Bu dönemi umarım sağlıkla geçiririz ve inşallah Garmin en kısa zamanda bir iş bulur. Benim de bir işim olsaydı şu an ne kadar iyi olurdu ama hayatının içine kendi  elleriyle etmiş biri olarak biliyorum ki iş bulmam imkansız. İnsanlar sonradan bütünsel beslenme koçu, yoga hocası, pilates eğitmeni, aşçı vb oluyorlar ama ben de o potansiyel de yok. Bu tecrübelerimle lise yıllarıma ışınlanmayı o kadar isterdim ki!!! Offff neler neler yapardım. Bir kere lise günlüklerimde kendisine yıllarca yer bulmuş Serkan'a gider ilanı aşk ederdim. Sonra üniversite tercihim kesinlikle iktisat olmazdı. Üniversite biter bitmez yurtdışında çalışmak için kendimi paralardım. Çalışırken kesinlikle para biriktirirdim. Evleneceğim insanı çok çok iyi tanımaya çalışırdım evlenmeden önce. Çocuk sahibi olduğum noktada para sıkıntımın olmaması için çooook çaba sarf ederdim. Ve bir şekilde çalışmaya hep devam ederdim. Bir altı ay sonra görüşmek üzere....